İsrail, Hürmüz ve çevresindeki petrol gemileriyle birlikte bölgedeki dev tesisleri ve petrol-enerji depolarını hedef almayı planlıyor.
ABD-İsrail-İran savaşında belirsizlik sürüyor. Güvenlik kaynakları, İsrail’in barış ihtimaline karşı bütün dünyayı kaosa sürükleyecek karanlık senaryolar üzerinde çalıştığını belirtiyor. Küresel denizaltı fiber-optik bağlantı hatları, İran ile Körfez’deki dev tesisler ve depolar, Basra Körfezi’ndeki petrol yüklü gemiler dâhil olmak üzere birçok stratejik merkez hedef alınacak. Netanyahu yönetimi sadece Basra Körfezi’ni değil; Umman Körfezi ve Arap Denizi’nde de telafisi onlarca yıl alabilecek tahribatlar planlıyor.
DEPOLAR DOLMAK ÜZERE
İran’da depoların dolmak üzere olduğunu belirten eski BOTAŞ Genel Müdürü Gökhan Yardım, ABD-İsrail ittifakının Hürmüz kuşatması ile İran’ın tüm ihracat kanallarını kurutma ve üretim altyapısına ciddi zarar verme hedefinin yattığını söyledi. Depoların dolmasıyla petrol ve gaz üretiminin duracağını kaydeden Yardım, “O vanalar kapatılırsa yeniden açılması yıllar alır” diye konuştu.

Binyamin Netanyahu’nun bütün Körfez’i, hatta Orta Doğu’yu mahvetmesinin şaşırtıcı olmayacağını söyleyen Gökhan Yardım, “Körfez’deki petrol tankerleri, enerji merkezleri, petrol ve gaz depolarını vurma ya da buralara sabotajlar kıyamet senaryosu olur, çevre felaketleri yaşanır. İsrail’in yaptıklarına ve açıkladığı hedeflere bakıldığında bu senaryolara başvurması doğal bir durum” dedi.
TÜRKİYE’Yİ SAF DIŞI ETME GAYRETİ
Siyonist rejimin Körfez enerjisini kendi üzerinden Akdeniz’e indirmeyi temel öncelik gördüğünü hatırlatan Altuğ Karataş, “Türkiye’yi saf dışı etmek adına yoğun çaba yürütüyorlar. Kalkınma Yolu ve bölgesel lojistik koridorlar konusunda da Türkiye merkezli alternatiflerin önünü keserek, ilgili ülkeleri kendi hattına bağımlı bırakacak bir jeopolitik zemin oluşturmak için çalışıyorlar. Tel Aviv yönetiminde ‘bölge ve dünya geneli kaos ne kadar derinleşirse kazancımız o kadar artar’ görüşü hâkim. Bu sebeple Körfez bölgesinde Ras Laffan başta olmak üzere bazı kritik enerji terminalleri ve altyapı noktalarına yönelik sabotaj ve saldırı iddiaları dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor.
Bu saldırıların tamamının doğrudan İran tarafından gerçekleştirildiği kanaatinde değilim. Hatta bazı olayların ‘sahte bayrak operasyonu’ olduğu fikrini taşıyorum. Çünkü Körfez’i, enerji piyasalarını ve özellikle Hürmüz Boğazı’nı daha fazla karıştırmak isteyen odakların böyle bir strateji izlemesinden daha doğal bir şey olamaz. Bu noktada İsrail’in bölgesel tansiyonu yükseltecek örtülü operasyonlarla Körfez ülkeleri ile İran’ı daha sert şekilde karşı karşıya getirmekten vazgeçmeyeceğini düşünüyorum.
Gerilim ne kadar büyürse, Hürmüz üzerindeki risk algısı da o kadar derinleşiyor; enerji fiyatları yükseliyor ve küresel kriz atmosferi daha da güçleniyor. Tam da bu ortam, İsrail’in hem dikkatleri başka alanlardan uzaklaştırmasına hem de kendi enerji ve ticaret koridoru projelerini öne çıkarmasına zemin hazırlıyor.
Bölgede aslında enerji hatlarının, ticaret koridorlarının ve yeni jeopolitik düzenin nasıl şekilleneceğine dair çok büyük bir mücadele yaşanıyor. İsrail, uzun süredir Körfez ülkelerinin enerji kaynaklarını kendi üzerinden Akdeniz’e bağlayacak alternatif koridorların merkezinde yer almak istiyor. Enerjiyi yalnızca ekonomik bir güç değil, aynı zamanda jeopolitik nüfuz aracı olarak görüyorlar” ifadelerini kullandı.
Karataş’a göre ortaya çıkan yeni jeopolitik tablo, İsrail merkezli kurguyu değiştirdi. Bu gerçeklik, Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi konum, mevcut enerji altyapısı, limanları, boru hatları, lojistik kapasitesi ve diplomatik ağı ile denklemi değiştiren bir niteliğe evrilmesiydi. Türkiye sahip olduğu bu özelliklerle, “Ben bölgenin en güçlü ve en güvenilir doğal enerji ve ticaret koridoruyum” dedi.
Yaşanan krizler, enerji ve ticaret yollarının tek bir ülkeye veya dar bir güvenlik eksenine bağımlı olmasının ne kadar riskli olduğunu yeniden ortaya koyarken, Türkiye’nin stratejik önemini daha da artırıyor. Önümüzdeki dönemde artık yalnızca enerji kaynaklarına sahip olmak değil; güvenli ve sürdürülebilir enerji koridorlarına sahip olmak belirleyici olacak. Türkiye’nin yükselen stratejik önemi de bu yeni dönemde daha net ortaya çıkacak.
BM: 1.500 GEMİ, 20 BİN MÜRETTEBAT MAHSUR KALDI
Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması sebebiyle 1.500 geminin ve yaklaşık 20 bin mürettebatın Basra Körfezi’nde mahsur kaldığını söyledi. Dominguez, gemilere düzenlenen 30’dan fazla saldırıda 10 denizcinin hayatını kaybettiğini belirtti.
https://www.turkiyegazetesi.com.tr/dunya/kuresel-felaket-plani-basra-umman-ve-arap-denizi-atese-verilecek-1789320?s=1



